19/7/2007
Az zamanda çok yol alan insanlardan biri olan Umut Kurt,
"Beynelmilel"de devrimciyi, "Hatırla Sevgili"de sağcıyı, "Hisseli
Harikalar Kumpanyası"nda ise bir kadını canlandırdı. Kurt, rol beklemek
yerine kendi şansını yaratmayı tercih etti
Bir portre - Asu Maro
Oyuncu olmaya karar verdiğinde "Aç kalacaksın" demişti babası...
"Hayır" dedi, "Sevdiğim işi yapacağım ve aç kalmayacağım". "Olsun, aç
kalsam da yapacağım" demeyi aklından bile geçirmedi. Açlığa da
yoksulluğa da aşina bir genç olarak bu değildi kendisine çizdiği yol.
Erzincanlı Kurt ailesinin 'Umut'u, bugün 26 yaşında ve 17'sinde verdiği
karar onu yanıltmadı.
Kartal Topselvi'den "Beynelmilel"e, "Hatırla Sevgili"den "Hisseli
Harikalar Kumpanyası"na uzanan bir hikâyesi ve geleceğe dair bir sürü
planı var. Üstelik yetenekli, zeki, yetmezmiş gibi alçakgönüllü ve
çalışkan. Şimdiden belli, o yeni kuşağın en parlak yıldızlarından biri
olacak...
Küçük yaşta evlenip İstanbul'a yerleşen Cemal Kurt ile Sevim Hanım'ın
ilk çocuğu Umut Kurt, 17 Nisan 1981'de, zorunluluktan Erzurum'da açar
gözlerini dünyaya. Maddi durumları iyi değildir, zor bir hamilelik
geçiren annesi doğum yapmak için Erzurum'a, varlıklı babasının yanına
gider. Umut 40 günlükken dönerler İstanbul'a. Kartal Topselvi'deki tek
katlı, çatısız evlerine.
Annesi, semti güvenli bulmadığı için dışarı oynamaya bırakamaz oğlunu.
Umut'un çocukluğu evde sanal kardeşleriyle oyunlar kurarak geçer. Yedi
yaşına kadar tek çocuktur, sonra kardeşleri Can ve Aylin doğar ama o
gene yalnızdır.
Her telden birazcık...
Bir yandan bağlama kursuna gider, basketbol ve futbol oynar... Ders,
hiç çalışmaz, zekâsı ve sempatikliğiyle hocaları tavlayarak geçer
sınıfları. Lisede içine kapanır bir dönem. Kitaplara verir kendini.
"Erzurum'un hippisiydi" dediği dayısıdır kendine aldığı model.
"Kafanızı kullanın, özgün olun" der yeğenlerine dayı, Umut da dinler.
Ama asıl değişimi, birkaç arkadaşıyla gittiği CHP gençlik kollarında
geçirir. Önce koroya alınır, ardından halkoyunları, kickboks derken
tiyatro kursuna gönderirler Umut'u. Son dönemin iyi oyuncularından Ruhi
Sarı'nın da içinde bulunduğu Kartal Sanat Tiyatrosu'na... Gidiş o
gidiş. CHP'yi bırakır, tiyatroyu bırakmaz bir daha.
17'sinde ilk kez sahneye çıkar "Kadınlara Özgürlük" adlı bir 8 Mart
oyununda. Mesleği bellidir artık, oyuncu olacaktır. Birkaç kez bırakmak
ister, bırakır da nitekim. Nestle'de plasiyerlik, Real Hipermarket'te
satıcılık yapar. Ama mutsuzdur, gene döner kürkçü dükkânına.
'Seni kim almadı?'
Arkadaşlarıyla beraber konservatuvar sınavına hazırlanırlar bu kez.
Önce İstanbul Üniversitesi'ni dener. Karşısında tüm ustalar, Yıldız
Kenter yoktur bir tek o yıl jüride. Birinci sınavı geçer, genel
kültürde heyecandan her şeyi birbirine karıştırır. "Çalıkuşu'nu kim
yazmıştır?" sorusuna panikle verdiği "Yaşar Nuri Öztürk" cevabı sınavın
sonu olur.
İkinci çaldığı kapı Hacettepe'dir, o da olmaz. Kısacası memleketimizin
pek çok parlak oyuncusu gibi Umut Kurt da konservatuvar kapılarından
çevrilir. Birkaç yıl sonra onu sahnede izleyen Yıldız Kenter'den
duyduğu "Seni kim almadı? Biz de hata yapabiliyoruz bazen" cümleleri en
büyük ödülüdür.
Sonunda "Hayatımı değiştiren yer" dediği Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nde
bulur kendini. Daha deneme sınıfındayken MSM Oyuncuları'nın kulisini
hazırlayan, sahnenin tozunu alan hevesli genç olarak dikkat çeker ve
"Godot'yu İzlerken" adlı oyunda rol verirler ona. Sonra da teknik
odanın sorumluluğunu teslim ederler Umut Kurt'un ellerine. Hatta
şimdiki evi olan BKM'ye de ilk olarak Müjdat Gezen'in "İtiraf Ediyorum"
oyununda teknik görevli olarak adım atar.
Bu arada sesiyle de dikkat çekmektedir bağlamasıyla türkü söylediği
günlerden beri. MSM'deki şan hocası Meltem Taşkıran'ın önayak olmasıyla
"Çizmeli Kedi" müzikalinde oynar. O sene devamsızlıktan sınıfta kalır.
Ertesi sene ikinci müzikali "Benim Tatlı Meleğim" gelir ve iki sene
kaldığı için okuldan atılır.
Filmden filme değişti...
Sonra BKM dönemi açılır hayatında. MSM'den arkadaşı, şimdiki sevgilisi
Ezgi Mola ile BKM'nin atölyesine konuk öğrenci olarak gidip gelir önce.
Derken 'atölye'de pişirdiklerini 'mutfak'ta sunmaya başlarlar. Bir
komedi kulübüdür BKM Mutfak. Oyuncuların kendi skeçlerini yazdığı, aynı
zamanda içki servisi yaptığı bir kulüp.
"Beynelmilel"in 'Haydar'ını arayan Sırrı Süreyya Önder de ilk kez orada
izler Umut Kurt'u. Doğuludur, bağlama çalar, bu rol için biçilmiş
kaftandır. Bir de saçını uzatıp bıyık bırakınca Haydar olarak kamera
karşısında bulur kendisini.
Kısa bir süre sonra da "Hatırla Sevgili" dizisi gelir. Devrimci
Haydar'ın hemen üzerine sağcı Yaşar'ı oynamak hoşuna gider Umut
Kurt'un. Üstelik öyle bir fiziği vardır ki, filmden filme değişir,
sokakta ise kimse tanımaz onu. "Aaa şu çocuğa bir bıyık taksan aynı
Yaşar" lafları duyar olsa olsa.
Adını daha çok duyacağız...
En son, "Hisseli Harikalar Kumpanyası"nın Cafer'i olarak sahnede Umut
Kurt. Üstelik, Mehmet Ali Erbil'in damgasını vurduğu bir rolü, onu hiç
aratmadan oynuyor. Etkisinde kalmamak için Erbil'i izlemeden
hazırlanmış, çok da iyi yapmış. Üst üste gelen iltifatlar ve olumlu
yazılar karşısında ise utanıyor. Altan Erkekli'nin "Aferin" diye onu
bağrına bastığını neredeyse gözü dolarak anlatıyor.
Ustalarından söz ederken yapmacık değil, sahici bir saygı var her
halinde. Ve Yılmaz Erdoğan'ın yolunu benimsiyor. Sinema okumak, rol
beklemek yerine kendi şansını yaratmak, kendi öykülerini anlatmak gibi
bir derdi var. Bu alçakgönüllülüğünü de muhafaza ederse, besbelli daha
çok duyacağız Umut Kurt adını...Milliyet
Yorum yaz!
:: Arkadaşına Gönder
0 yorum yazilmistir
« Önceki -
Sonraki »